Aromaterapi

 

Aromaterapi hepimizin bildiği gibi çok eski zamanlara dayanan bir bedensel ve zihinsel rahatlama sistemidir.

Günümüzde insanların yaşam stresinden kurtulmak için başvurdukları yöntemlerden biridir.

Aromaterapi isminden de anlaşıldığı gibi bitki köklerinden ve çiçeklerinden elde edilen yağlarla yapılan uygulama sistemidir .Önceden terapiye almak istediğiniz insanların bitki haritasını çıkardıktan sonra doğru bir şekilde uygulama yapılması lazım. Bitki haritası dememde ki amaç bitkiler ne kadar iyileştirici yanı varsa o kadarda zehirleyici ve öldürücü yanları vardır.Onun için terapiye alınacak olan kişiye muhakkak alerji testi yapılmalıdır

Doğal bitkisel yağlar 6000 yıldan fazla bir zamandır kozmetik ve tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Modern yaşam tarzının bize unutturduğu ruh ve beden uyumunun yeniden kazanılmasını simgeleyen aromaterapi iki güçlü duyu koku ve dokunma üzerine kuruludur.
Uçucu yağların inhale edilmesi sonucu koku siniri uyarılır ve bu uyarı beyindeki duygulanım merkezine iletilir. Biyokimyasal içerik solunum yolları aracılığı ile kana geçer ve tüm vücuda yayılır, 3-4 saatlik bir süre için aktif olarak kanda bulunur ve daha sonra idrar ve solunum ile vücuttan atılır. Biyolojik etkileri 2-3 hafta kadar devam eder.

ETKİLERİ

Herşeyden önce masaj, kasın aktif güç ve kuvvetini arttırmaz, kasın gücü ve kuvveti ancak bilinçli egzersizlerle arttırılabilir. Masajın önde gelen etkisi kas tonusu üzerinedir. Artmış kas tonusunun düzenlenmesiyle, kasın daha kuvvetle kasılması sağlanabilir ve çabuk yorulması önlenir. Masajın tonus düzenleyici etkisi, kas iğcikleri ve kan dolaşımı yoluyla olur. Masajın amacı kondisyonel düzeyde daha üst düzeye ulaşabilmek ve gevşeme sağlayarak performansı arttırmaktır.

 

 

MASAJ ÇEŞİTLERİ

Klasik Masaj: Genellikle vücudun güne zinde başlamasına ya da yaşamın gündelik yorgunluk ve sıkıntılarından kurtulmak amacı ile yapılan genel dinlenme ve gevşeme yöntemi olarak kullanılan masaj türüdür. Önemli olan masaj yaptıran kişinin rahat ve keyifli bir ortamda kendini zinde ve dinlenmiş hissetmesinin sağlanabilmesidir. Genellikle masaj yağı ile yapılır ancak isteğe bağlı olarak bazı durumlarda kayganlaştırıcı malzeme kullanmadan da klasik masaj uygulamak mümkündür.

Spor Masajı: Özellikle sportif etkinliklerde kullanılan bir masaj türüdür. Spor masajını klasik masajdan ayıran en önemli özellikler öncelikle ritm, süre ve bası miktarlarının değişik olmasıdır. Ayrıca uyarıcı hareketler çoğunluktadır ve branşa özgü olarak uygulanır.

Shiatsu: Japon orijinli ve probleme yönelik tedavi amaçlı bir masaj türüdür. Belirli noktalara parmak ve vücudun değişik bölgeleri ile basınç yapılırken, deri ve deri alt dokusu üzerinde kaydırılmaktadır.

 



1-) Deri bakımı için eter yağları:
Antimikrobik: Kekik, adaçayı, mele, karanfil, lavanta, limon, terpentin okaliptus
İltihapları önleyici: Papatya, lavanta, civanpercemi
Antimikozit (Mantarları yokedici): Lavanta, mirra, mele, civanpercemi
Haşerelere karşı: B. Itır, karanfil, sedir, civanpercemi, okaliptus
Yara iyileştirici: Lavanta, günlük, gül, neroli, papatya
Dezodorizan (kötü kokuyu yok edici): Selvi, ardıç, limonçayırı, kekik, adaçayı

2-) Sindirim rahatsızlıklarında eter yağının etkisi:
Krampları çözücü: Nane, kimyon, papatya, turunç, rezene
Şişkinliğe karşı: Turunç, nane, reyhan, rezene
Safra arttırıcı: Nane, lavanta, kimyon
Karaciğeri güclendirici: Nane, lavanta, biberiye
İştah açıcı: Turunç, zencefil, anasom, melekotkökü, portakal

3-) Kandolaşımı, kas ve eklem rahatsızlıklarında eter yağını etkisi:
Tansiyon düşürücü: Limon, ylang-ylang, mercanköşkü, lavanta
Tansiyon yükseltici: Biberiye, kekik, okaliptus, nane
Lenefleri çalıştırıcı: Huş, Greyfurt, rezene, limon

4-) İdrar yolları, cinsel organlar ve hormon rahatsızlıklarına karşı eter yağının etkileri:
Krampları çözücü: Misk adaçayı, lavanta, yasemin, papatya
Antimikrobik: Mela, bergamiye, sandelodunu, papatya
Cinsel gücü arttırıcı: Kakule, neroli, yasemin, gül, ylang-ylang, misk adaçayı
Süt arttırıcı: Anason, rezene, yasemin, kimyon
Rahimi kuvvetlendirici: Mirra, gül, günlük, oğulotu, yasemin
Adet düzenleyici: Misk adaçayı, rezene, nane, papatya

5-) Nefesyolları rahatsızlıklarına karşı eter yağının etkileri:
Balğam söktürücü: Terpentin (çam yağı), kekik, mirra, rezene, çam, okaliptus, sandelodunu
Antimikrobik: Huş, greyfurt, limon, rezene

 

 

6-) Sinir sistemini kuvvetlendirici eter yağları:
Teskin edici: Bergamiye, limon, oğulotu, papatya, lavanta
Uyarıcı: Neroli, nane, ylang-ylang, yasemin, reyhan
Sinirleri güçlendirici: Oğulotu, lavanta, biberiye, ardıç, papatya, misk adaçayı

7-) İmmün (bağışıklık) sistemini kuvvetlendirici eter yağları:
Ateş düşürücü: Adaçayı, nane, limon, reyhan
Terletici: Biberiye, kekik, papatya

AĞRI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Ağrı nedir, nasıl tanımlayabilirsiniz?

Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilâtı tarafından yapılan tanımlamaya göre “Ağrı, vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan, organik bir nedene bağlı olan veya olmayan insanın geçmişteki tüm deneyimlerini kapsayan, hoş olmayan özel bir duyudur”. Ağrının nedeni her zaman yapılan tetkiklerle ortaya konulamaz ve ağrıya yanıt kişiden kişiye çok değişkendir. Bazen kişinin yaşamdan bile kopmasına neden olabilecek şiddette olabilir. Bazen de kişinin günlük yaşamını devam ettirmesini engelleyebilir.

Ağrı merkezinize hangi hastalar başvurabilir?

Birçok hasta ağrısının tedavisi için hangi kliniğe başvuracağını bilemez. Hastanın ağrısının nedenini araştıracak ve tedavi edecek hekimi bulamaması hem ağrı nedenin ortaya konmasını hem de tedavi edilmesini geciktirir. Bayındır Hastanesi Ağrı Merkezi’nde, ilgili bölümlerin de iş birliği ile her türlü ağrının tanı ve tedavisi yapılabilmektedir. Ağrı nedeni deneyimli hekimler tarafından araştırılırken ilgili diğer branşların görüşleri alınmalı, hasta için en uygun tedavi yöntemi belirlenmelidir. Merkezimizde her türlü ağrının nedeni araştırılmakta, ilgili bölümlerin görüşü alınmakta ve tedavisi yapılmaktadır.
Merkezinize hastalar en sık hangi ağrılar ile başvuruyorlar, kısaca en sık ağrı nedenleri ve tedavilerinden bahsedebilir misiniz? En çok başvuru bel-boyun ve kanser ağrıları nedeni ile oluyor. En sık rastladığımız ağrıları ve tedavi yaklaşımlarımızı şu şekilde gruplandırabiliriz:

Bel ve boyun ağrıları: Birçok nedene bağlı ortaya çıkabilen bel ve boyun ağrılarının tedavisinde eskiden daha sık başvurulan ameliyatlar, son zamanlarda ancak çok gerekli olduğunda uygulanmaktadır. Gereksiz yapılan ameliyatların bazen ağrı şikayetlerini daha da arttırabileceği bilinmektedir. Bacakta ve kolda güç kaybı, idrar kaçırma, ayak düşüklüğü gibi durumlar genelde mutlak ameliyat gerektirmektedir, ancak bu hastalar haricinde; özel ilaç ve cihazlar yardımıyla, ağrıyı oluşturan sinirlerin duyarsızlaştırılması veya ağrıya neden olan fıtığın buharlaştırma gibi tekniklerle geriletilmesi mümkündür. Uygun hastalarda fıtık sadece bölgesel uyuşturma ile özel borucuklar ve görüntüleme teknikleri kullanılarak ameliyat kesisi olmadan çıkartılabilir.

Bel-boyun ağrılarının tedavisinde uygulanan girişimsel tedavi yöntemlerinden bazıları şunlardır:

Perkütan diskektomi: İlaç ve egzersiz tedavilerine, epidural steroid uygulamasına yanıt vermeyen, mutlak açık cerrahi gerektirmeyen bel ve boyun fıtıkları perkütan diskektomi yöntemiyle tedavi edilebilir. Perkütan diskektomi cihazı fıtıklaşarak sinirlere bası yapan ve bu şekilde ağrı oluşumuna neden olan disk bölümü çıkarılır. Bu şekilde fıtığın iyileşmesi ve şikayetlerin tam olarak ortadan kalkması sağlanmış olur. İşlem cerrahi kesi olmadan özel küçük borucuklar ile lokal anestezi altında 30-45 dakika içinde yapılır. Sedasyon yani hafif uyku hali verilmesi sayesinde işlem sırasında hasta rahatsızlık duymaz. Açık cerrahiden farklı olarak hasta aynı gün taburcu edilir.

Nükleoplasti: Diskektomiden farklı olarak disk içindeki jel kıvamındaki nukleus (çekirdek) özel bir cihaz ile buharlaştırılır. Bu işlemde diskektomi gibi özel bir cihazla ve cerrahi kesi olmadan yapılır. Aynı gün taburcu edilen hastanın şikayetleri günler içinde gerilemeye başlar. Fıtığı oluşturan çekirdeğin işlem sonrası büzüşerek eski haline geri dönmesi ağrı, hissizlik, uyuşukluk şikayetlerinin de düzelmesini sağlar.

Disk içi elektro-termal tedavi: Diskler omurgamızda amortisör görevi yaparlar. Disklerimiz olmasaydı hareket halinde veya dururken omur kemikleri birbirine temas eder ve sonuçta kemiklerdeki aşınma ile şiddetli ağrılar ortaya çıkardı. Özellikle otururken ve ayakta iken omurga üzerine binen yükü absorbe eden diskler fıtıklaşma haricinde yapısının bozulması, yırtılması gibi nedenlerle de görevini yerine getiremez. Yapısı bozulan disk ağırlık ile karşılaştığında ilgili bölgede şiddetli ağrılara neden olur. Bu disklerin içine yerleştirilen özel bir kateter yardımıyla ısıtılması sinir üzerinde iritasyon yaratan diski küçültür ve sinir rahatlar.
İşlem yine kesi olmadan ve lokal anestezi ile yapılır. Hasta aynı gün taburcu edilir. Tedavi başarısının devamlılığı için bu hastaların fizik tedavi programlarına devam etmeleri, hatta bel okulu gibi eğitim programlarına alınmaları gerekebilir.

Faset blokajı ve denervasyonu: Faset eklemler her bir omurun birbirine tutunmasını sağlayan eklemlerdir. Omurganın hareketinde görev alan bu eklemler travma veya ilerleyen yaş ile bozulmaya, kireçlenmeye başlar. Normalde aşırı eğilme, bükülme sırasında omurun kırılmasını engellemek amaçlı ortaya çıkması gereken ağrı, eklemlerin yapısının bozulması ile hafif eğilme ve hareketler ile ortaya çıkmaya başlar. Özellikle sabah tutukluğu ile kendini gösteren faset sendromunda gün içinde hareketle ağrıda azalma olur, ancak gece tekrar ağrı başlar ve gün geçtikçe günlük aktiviteyi etkiler. Bu hastalar çoğunlukla bel veya boyun fıtığı şüphesi ile cerrahi kliniklere başvururlar. Tanı konma aşamasındaki zorluklar nedeniyle ya tedaviler yetersiz kalır veya hastalara gereksiz cerrahi uygulanır. Faset sendromundan şüphelenilen hastalarda öncelikle ilgili eklem ve siniri geçici olarak bloke edilir. Bu uygulama ile ağrısızlık elde ediliyorsa tanı doğrulanmış olur ve bu bölgenin siniri denerve edilir. Denervasyon özel görüntüleme teknikleri eşliğinde radyofrekans cihazıyla ısı oluşturularak ağrı yapan sinirin veya eklemin duyarsızlaştırılması, ağrının ortadan kaldırılması esasına dayanır.

 


 

Selektif kök blokajı: Yapılan tetkiklerde birçok seviyede fıtığı olan hastalarda hangi seviyedeki fıtığın ağrı oluşturduğunu belirlemek her zaman mümkün olmaz. Hatta tetkiklerinde fıtık tespit edilen hastalarda bel veya boyun ağrısının sebebi fıtık olmayabilir. Bel ve boyunda ağrıya neden olabilecek fıtık haricinde birçok neden vardır. Muayene ve tetkiklere rağmen şüpheci olmak gereksiz cerrahi veya girişimsel işlemlerin yapılmasını önler. Bu amaçla şüphelenilen fıtık bölgesi özel görüntüleme yöntemleri kullanılarak lokal anesteziklerle geçici olarak uyuşturulur. Bu dönem içinde şikayetler tamamen ortadan kalkıyorsa tanı doğrulanır ve gerekli ileri tedavi yöntemi uygulanır. Kesin tanı yapılacak cerrahinin de başarılı olması için en önemli şarttır.

Arka kök ganglionuna pRFT uygulaması: Fıtığın sinir üzerine basısı sinirde hassaslaşma, uyuşukluk hissine neden olur. Bazen cerrahi ile fıtık yerinden çıkarılsa bile bu aşırı duyarlılık hali ve hastanın şikayetleri devam eder. Hatta bu şikayetler daha da artıp dayanılmayacak ağrılara neden olabilir. Sinirdeki bu hassaslaşmaya bağlı ağrılarda ilgili sinir yumağında radyofrekans cihazı ile oluşturulan manyetik alan sinirde dramatik olarak iyileşme sağlar.

Nöroplasti (Epidural lizis): Bel ve boyun ağrılarının önemli bir sebebi de omurga içindeki sinirlerin etrafında oluşan yapışıklıklardır. Özellikle açık cerrahi sonrasında yara iyileşmesi nedbe dokusu oluşması ile sonuçlanabilir. Oluşan nedbe dokusu sinirleri sıkıştırarak fıtığa benzer ağrılara neden olur. Omuriliğin içindeki sinirler yaşlanma gibi nedenlerle de sıkışabilir. Omurilik kanalının daralması sonucunda hastalarda özellikle yol yürümekle artan ağrılar, bacaklarda kesilme, tükenme hissi ve kramplar ortaya çıkar. Nöroplasti görüntüleme yöntemlerinin kılavuzluğunda lokal anestezi ile omurilikteki yapışık veya daralmış olan bu bölgeye özel bir kateter yerleştirilmesi ile yapılır. Yerleştirilen kateterden verilen özel ilaçlar yapışıklıkların açılmasını sağlayarak ilgili bölgeyi tedavi eder. Yaklaşık üç gün süren bu tedavi sonrasında uygulanan fizik tedavi işlemin başarısının devamlılığında önemlidir.

Sakroiliak eklem blokajı: Bel ve kalça ağrılarının önemli bir sebebi olan bu eklemin rahatsızlığı ne yazık ki genellikle göz ardı edilmektedir. Yaygın bel ve kalça ağrısının yanı sıra keskin, kaba veya sızlayıcı özellikteki ağrı kasığa, kalçaya ve uyluğa, nadiren diz arkasına yayılır. Semptomlar genellikle tek taraflıdır, oturma ile artar, ayakta durma veya yürüme ile azalır. Fizik muayenede klinik bulgular net değildir. Tanı koymada en iyi yöntem spesifik enjeksiyon teknikleridir. Eklem içine fluoroskopi ile yapılan bu test altın standarttır. Blok sonrası ağrı ortadan kalkıyorsa tanı kesinleştirilir ve radyofrekans ile eklem sinirleri duyarsızlaştırılır.

Epidural steroid enjeksiyonu: Bel-boyun fıtıklarında ilaç tedavisi, egzersiz gibi konservatif tedavi yöntemlerden yanıt alınamadığında fıtık bölgesine steroid enjekte edilmesi disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırarak disk çevresindeki yangıyı ve sinir kökü basısını azaltır. İşlem enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla ameliyathane şartlarında yapılır. Özel görüntüleme cihazları ile fıtıklaşan bölge ve ilgili sinir tespit edilir ve bu sınırlı bölgeye düşük dozda steroid (kortizon) verilir. Hasta bölgenin tam tespiti ile kortizon yüksek dozlarına gerek kalmaz, böylece kortizon yan etkilerinden kaçınılır. İşlem sonrası birkaç günde ağrı azalmaya, hareketler rahatlamaya başlar. Beraberinde hissizlik, uyuşukluk, kas güçsüzlüğü gibi belirtilerde de iyileşme görülür. İyileşmenin yeterli olmadığı hastalarda işlem tekrarlanabilir veya daha ileri tedavi basamaklarına geçilebilir. Ancak biliyoruz ki işlemin tekrarlanması tedavi başarısını arttırır.

Fibromiyalji ve myofasial ağrı: Kronik kas ağrılarıyla kendini gösteren, uyku bozukluğu, uzun süren yorgunluk ve psikolojik yakınmaların eşlik ettiği fibromiyalji hastalığı yumuşak doku romatizması grubunda yer alan bir sağlık sorunudur. Yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Geceleri uyuyamayan hastalar sabahları uyanmakta zorluk çeker. Ev işi yaparken, ya da bilgisayar başında boyun ve sırt ağrılarından şikayet eder. Gün boyu kendilerini yorgun hissederler. Baş ağrısı, kabızlık, adet döneminde artan gerginlik gibi sorunlar yaşam kalitesini azaltır. Boyun ağrısının en sık sebeplerinden olan bu hastalıkta yaygın triger noktalar (kulunç) tespit edilir. Bu hastalarda ilaç tedavilerinin yanı sıra ağrılı noktalara enjeksiyonlar etkili bir tedavi yöntemidir. Son yıllarda uygulanan ağrılı noktalara botoks enjeksiyonu uzun süreli ağrısızlık sağlar.

Baş Ağrıları: Migren gibi baş ağrısına neden olan birçok hastalıkta ilaç tedavilerine yanıt alınamadığında ağrıyı ileten sinirin duyarsızlaştırılması gibi yöntemlerle ağrı tedavisi mümkündür. Sfenoplatin ganglion blokajı: Akut küme baş ağrısı, akut migren baş ağrısı, bazı faysal nevralji ağrıları için kullanılabilmektedir. Kanser Ağrıları: İlerlemiş hastalıkları bulunan kanser hastalarının % 80 i orta şiddetten ileri şiddete varan ağrı çektikleri ve her yıl 4 milyon kişinin yeterli ağrı tedavisi yapılamadan öldüğü bilinmektedir. Kanser hastalarında ağrısızlığı sağlamak ve ağrısız uyku süresini uzatmak tedavinin önemli basamağıdır. Ne yazık ki bu sadece ilaç tedavisi ile mümkün olmaz. İlaç tedavisine rağmen ağrısı geçmeyen veya ilaçlara bağlı yan etki gelişen hastalarda vücüda yerleştirilecek ufak borucuklar, morfin gibi ilaçların çok düşük dozlarda uygulanmasına olanak sağlar. Kanser ağrısında halen en etkin ilaçlardan biri olan morfin ve benzeri ilaçların bu yollarla düşük dozlarda uygulanabilmesi iyi bir ağrı kontrolü oluştururken morfinin yüksek dozları ile oluşabilecek yan etkileri engeller. Ayrıca kansere bağlı ağrı o bölgenin sinirlerine uygulanacak blokajlar ile ortadan kaldırılabilir.

Diyabetli hastalarda görülen ağrılar: Uzun sure şeker hastalığı olan hastalarda kol ve bacaklarda sinir harabiyetine bağlı yanıcı ağrılar gelişebilir. Diyabetik hastaların her tipinde rastlanan sorunlardan biridir. Orta ve büyük çap arterleri tutan ve ateroskleroz (damar sertliği) dediğimiz olay şeker hastalığının süresi ve şiddetiyle paralel olarak artış gösterir. Diyabetik endarterit olarak da değerlendirilen bu gelişim, hastanın kalp durumu, tansiyonun yüksekliği ile de artış gösterir. Başlangıçta uzun ve yorucu yol yürümelerde veya yokuş, merdiven çıkışlarda baldırlara gelen ağrı ve yorgunluk, ilerlemiş dönemlerde 50-100 m yürüyüşlerde bile hastayı rahatsız etmeye başlar. Damar çaplarının daralması veya tıkanması kan dolaşımını bozacağı için ufak bir enfeksiyon ve yara kapanmayan geniş yaralara ve gangrene kadar gidebilir.
AMPUTASYON denilen parmak, ayak veya dize kadar bacak kesilmelerine gerek duyulabilir. Nöronlarda oluşan ve nöropatik ağrı denilen kuşaksal ağrılar bazen çok şiddetli olabilir, bunun yanında uyuşma ve karıncalanma tabanlarda yanma gibi duyu bozuklukları, zamanla kalça ve bacaklarda ağrılar, kas güçsüzlüğü, hareketlerde yavaşlama ve zorlanmalar meydana gelir. Bu ağrıların mümkün olan en kısa sürede ilaçlar veya girişimsel yöntemlerle tedavi edilmesi gerekmektedir. Diyabetik ağrıların tedavisinde uygulanan sempatik bloklar ağrıyı ortadan kaldırmada etkindir. Aynı zamanda bacaklara giden kan akımının artmasını sağlayan bu tedavi yöntemi, hastalığın bacaklarda oluşturacağı diğer sorunları da azalttığı gibi amputasyon ihtimalini de azaltır.

Nevraljiler (Sinir ağrısı): Keskin, bıçak saplanması, elektrik çarpması şeklinde, çok şiddetli, genellikle kısa süreli ağrılardır. Bu tür ağrılar genellikle bölgeyle sınırlıdır. Yüzde görülen Trigeminal Nevralji adı verilen ağrı; yüz yıkama, yüze dokunma, yemek yeme gibi etkenlerle başlar. Bu ağrı kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Genellikle de 50-70 yaşlarında ortaya çıkar. Postherpetik Nevralji denen Zona sonrası ortaya çıkan 3 ay kadar devam eden ağrı da bu gruptadır. Burada ağrı şiddetli, yanma, yırtılma, zonklama tarzındadır. Bu tip ağrılarda ilaç tedavisine yanıt alınamadığında ilgili sinir duyarsızlaştırılabilir. Bu duyarsızlaştırma işlemi, son yıllarda radyofrekans dalgaları ile yapılmaktadır. Bu sayede başarı ihtimali artarken işlemin riski azalmıştır.

Kompleks bölgesel ağrı sendromları: Kırık, burkulma, incinme gibi durumlar sonrasında kol ve bacaklarda ağrı, hareket kabiliyetinde azalma, şekil değişikliği ile seyreden, tedavi edilmezse ilerleyici olan bu hastalıkta sinirlerin travma sonrası normal olmayan çalışmaları söz konusudur. Sinir yumağına uygulanan özel ilaçlarla bu hastalığın tedavisi sağlanabilmektedir.
Kolu bacağı kesilen hastalarda olmayan bölgelerde duyulan ağrı (hayalet ağrı): Ameliyat sonrasında kesilen bölgede sanki kolu bacağı varmış gibi his ve ağrı olmasıdır. Aynı ağrı diş çekimi sonrası bile olabilir. Bu ağrılarda tedavi ne kadar erken başlarsa tedavi şansı o kadar fazladır.

Koksidini: Koksiks (kuyruk sokumu) bölgesindeki şiddetli ağrıdır. Oturur durumda düşmek, koksiks kemiğinin kırılmasına ya da zedelenmesine neden olur; aynı şekilde, bu bölgeye gelen tekme ya da doğum yaparken zedelenmede de bu ağrı ortaya çıkabilir. Ağrının kalıcı olması halinde bölgeye uygulanan özel ilaçlarla tedavisi mümkündür.
Ayrıca damar tıkanıklıkları sonrası gelişen ağrılar, karın ve göğüs ağrıları, yaygın kas ağrıları, zona sonrası ağrılar, operasyon sonrası kalıcı ağrılar, felç sonrası kasılmalara (spastisite) bağlı ağrılar yine benzer yöntemlerle tedavi edilebilir.
Ağrı dışında, terleme, hıçkırık gibi kronik rahatsız edici durumlarda uyguladığımız yöntemler bulunmaktadır;

Terleme: Normalde doğal bir tepki olan terleme, ter bezlerinin aşırı çalıştığı hiperhidrozis denilen hastalıkta ciddi bir sorun haline gelir. Botoks uygulaması veya sinir yumağına müdahale ile aşırı çalışan ter bezlerinin çalışması kontrol altına alınabilir.

Hıçkırık: Bazı hastalıklar veya ameliyatlar sonrasında ortaya çıkabilen, bazen hastanın günlük yaşamını ciddi anlamda engelleyen hıçkırık, ilaç veya hıçkırığa neden olan sinirin duyarsızlaştırılması ile tedavi edilebilir.
Ağrı tedavisinde son yıllarda sıklıkla kullandığımız radyofrekans yönteminden de bahsetmek istiyorum. Bu tedavi yönteminde radyofrekans enerjisini ısıya dönüştüren özel bir cihaz ile ağrıyı ileten sinirler duyarsızlaştırılır. Ağrıyı ileten sinire radyolojik görüntüleme eşliğinde, özel iğnelerle ulaşılır. İşlem elektriksel uyarılar verilerek ağrılı bölge sinirlerinin hassas bir şekilde tespitine olanak sağlar. Radyoferans uygulaması tedavi başarısını arttırırken alternatif tedavi yöntemlerine göre riskleri azaltır.

Son olarak; Ağrı tedavisi multidisipliner olmalıdır. Örneğin kanser hastalarında derin depresyon ve beslenme bozukluğu gibi nedenlerle ağrı tedavisi; onkoloji ve psikiyatri uzmanları ile birlikte çalışılarak planlamalıdır. Yine bel boyun ağrılarında cerrahi gerekliliğinin olup olmadığı beyin cerrahi uzmanlarıyla, baş ağrılarında tanının kesinleştirilmesinde hastanın nöroloji uzmanları ile birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bel boyun ağrısı çeken birçok hastada yapılan tedavi sonrası iyi sonuçların devamlılığı fizik tedavi uzmanları ile ortak tedavi protokolünün oluşturulması ile mümkündür. Sonuç olarak ağrı mutlak tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Bugün birçok ağrının tedavisi mümkündür. Çoğu zaman ağrı nedeninin ortaya konması ve tedavinin planlanması tek hekim veya klinik tarafından mümkün olmaz. Bayındır Hastanesi Ağrı Merkezi ağrının tedavisi yanı sıra ağrılı hastalara ağrı nedeninin tespitinde ve tedavide neler yapılabileceği konusunda yol göstermeyi amaçlayan bir merkezdir.

Ağrısız günler dileğiyle..

 
Aroma Terapi Hizmetleri
Anasayfa